Bugün büyük bir pencereden bakıyorum dün seninle geçtiğim sokağa.
Yüzünü avuçlayıp boğuyorum gözlerimle dudaklarını. Konuşmuyorlar,kızmıyorlar. Sıcak bir haziranı geçiriyorum tırnak aralarından. Sense uzadılar diye kesiyorsun.
Ayrı bir hayat sürüyoruz düşlerimizden. Aynı bir yalnızlık sürüyorum gözlerinde.
İçimde avaz avaz ağlayan çocuğu duymazlığa geliyorum son günlerde. İnatçı ciğerleri olan bu çocuğun hıçkırıklarında boğuldu fahişe korkularım. Kim bilir kimler ürküttü?
Hangi bulutlar geçiriyor üzerinden? Hangi beyazın yağmurunda ıslanıyor esmer tenin?
Dokunduğumda gözlerine, nasıl da büyümüştü göz bebeklerin?Nasıl da yaşlanmışlardı?
Senin gözlerin hep uzaklara dalardı. Bense saçlarıın tam dibine düşerdim. Bilirim,şimdi gözlerinin daldığı o uzakta öpülüyor kirpiklerin.
Ben hala o köşebaşından dönemedim. Gecelerce kıvranan ve sancılar ardı bebeksiz kanlar boşaltan ben , dikişler attım yaralarıma. Şimdi gözlerim ne çok benziyor sana. Ve ellerim aynı senin gibi. Ondan mı üşüyorlar acaba?
Söz vermiştim oysa ağlamayacaktım. Yine sızlamaya başladı boğazım. Yutkunsam ses yaparım,korkar sensizliğim. En iyisi mi susmak.
Bu yalnızlığın altındaki imza benim.
Benim hayatım tek kişilik,buydu hiç bilmediğin. İşte tam da bu yüzden, iyi oldu gittiğin!